Şeyh Edebali | Osman
Gazi'ye Nasihatı
Osmanlı İmparatorluğunun Manevi Kurucusu
Anadolu' nun ilk ahi şeyhlerinden olan medresesiz bilgin Şeyh Edebali' nin
doğum yeri ve tarihi hakkında tarihi kaynaklarda muhtelif görüşler vardır.Gariptir
ki bu yüce kişinin hayati hakkin da eski kaynaklarda çok az bilgi bulunmaktadır.Ansiklopedilerde
ise ancak 3-5 satir yer vermiştir.
Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Ertuğrul Gazi'nin yakın dostu ve danışmanı,oğlu
Osman Gazinin dedesi olan Şeyh Edebali ,imparatorluğun manevi kurucusu ve
devletin ilk müesseselerinin bahisidir. Ilk temel düşünceler bu ulu kişiye
aittir
Şeyh Edebali'nin Hayatı
Tarihi kaynaklarda doğum yeri Adana havalisi Konya ve Karaman havalisi olarak
belirtilse de menakib-i Ebu vefa tercümesinde Horasan in Merv şehrinde M,1206
yılında dünyaya geldiği kaydedilmektedir.
Çocukluğunu Horasan da geçiren Şeyh Edebali gençlik yılların da Türkmen kafileleri
ile birlikte göç ederek Adana bölgesine gelmiş, burdan da Karaman yöresine
gelerek yerleşmiştir.
Karaman bölgesinde bir müddet kalan Şeyh Edebali nin daha sonra tahsil için
Sama gittiği ,tahsilini tamamlandıktan sonra Hac farizasını itfa eylediği,bundan
sonrada Eskişehir civarında “itburnu” köyüne gelip yerleştiği rivayet edilmektedir.
Ayni tarihlerde söğüt ve havalesinde bir uç beyi olarak görev yapan Ertugrul
Gazi nin zaman zaman kendisiyle sohbet ettiği ,diğer ahi Şeyhleriyle birlikte
buradaki zaviyesin de halkı aydınlattığı dini nasihatlar da bulunduğu kaydedilmektedir.Nesri
tarihinde bu husus söyle anlatılmaktadır.
Meğer Osman Gaz'nin halkı arasında bir Şeyhi Aziz var idi.Edebali derlerdi.Gayet
Sahibi kimselerdendi.Halkın itimadını almış tüm illerde meşhur olmuş idi.Dünyası
sonsuzdu.Kendine Derviş yolun tutarlardı.Hatta derviş deyü lakap ederlerdi.Bir
zaviye yapıp gelen ve gidene hizmet ederdi.Zaman zaman Osman Gazi dahi ona
misafir olurdu.
Bir Rüya Ve Yorumu
Tarihi kaynakların müştereken belirttiğine göre Eskişehir in itburnu köyünde
oturan ,zaviyesinde halkı dini yönden aydınlatan Şeyh Edebali nin Malhatun
adında bir kızı vardı .Osman Gazi Şeyhin zaviyesinde misafir olduğu günler
Malhatun'u görüp pederinden istedi ise de,Şeyh Edebali “Osman Gazi gibi bir
emire kızını vermenin doğru olmayacağını“ düşünerek reddetmiştir Aynı tarihlerde
Eskişehir beyi olan Nurettin Caca beyde Şeyhin kızını istemiştir.
Osman Gazi Şeyhin evinde konuk olduğu bir gecede kendisi için hazırlanmış
olan odada yatacağı sırada bir kitap görür.Bu kitabin ne olduğunu sorduğunda,hizmetinde
olan Edebali nin dervişlerinden Ahi Turgut “Kelamullahtir”der.Bunun üzerine
Osman Gazi “Kuran-i Kerim in bulundugu bir yerde ayak uzatmak Kuran a sayısızlıktır
“diyerek diz üstü oturur ve geceyi öylece geçirir.Ayni gece Kuran-i Kerim
in karşısında diz üstü yan uyur vaziyette bir rüya görür.Rüyada ; Şeyh Edebali
nin koynundan çıkan bir dolunay kendi koynuna girer.O anda göbeğinden bir
ağaç biter Bu ağacın dalları öyle uzar ki üç kıtaya ulaşır.Bu ağacın gölgesinde
bağlar ,bahçeler,uzanan yem yeşil ovalar,Tuna,Meriç ,Dicle Fırat ve Nil nehirleri
akar Osman Gazi rüyasından bir sesle uyanır.
---“Osman Kuran a gösterdiğin bu hürmetten dolayı mükafatlandıracağız “
Osman Gazi bu rüyayı Şeyhin zaviyesinde bulunan Ahi Turgut a anlatır.Derviş
Turgut da olayı Şeyh Edebali ye nakleder.Görülen bu rüya ve Kuran a gösterilen
bu hürmetten dolayı Şeyh Edebali kızı Malhatun u Osman Gazi ye zevce olarak
verir, ve evlenirler.
1299 Yılından Sonra
1299 yılından Bilecik Osman Gazi tarafından fethedildikten sonra kayın pederi
Şeyh Edebali yi Bilecik kadısı olarak vazifelendirmiştir.Şeyh Edebali İmparatorluğun
ilk kadısıdır.Bu tarihten sonra Şeyh Edebali imparatorluğun müesseselerinin
kurulmasında bir fiil görev almıştır.Osman Gazi beyleri ile fetihten fetihe
koşarken halkın idaresi ,adaleti,can ve mal güvenliği Şeyh Edebali ye fevdi
edilmiştir.
1299 yılından ,ölüm tarihi olan 1326 yılına kadar Bilecik te kendisi için
yaptırılan Orhangazi camii nin yanında ki tekkesinde yasayan Şeyh Edebali
denilebilir ki Anadolu nun ilk medresesiz bilginidir.Halen Orhangazi camii
muhtelif zamanlardaki onarımlardan sonra ibadete açık ise de ,şeyh Edebali
nin sadece mütevazi türbesi mevcuttur.Tekke Yakılıp yıkılmıştır.
Yılmaz Öztuna türbenin de yakıldığını kaydetmekte ise de halk arasında Yunan
yangınında her yerin yanıp kül olduğu halde Şeyh Edebali nin türbesinin yanmadığına
dair görgü ahitleri mevcuttur.Gerçektende türbenin yangın geçirdiğine dair
bir iz bulunmamaktadır.Türbenin kıble istikametinde ikinci Abdülhamid in Tuğrası
bulunmaktadır ki ,gerek türbe gerekse Orhangazi camii ikinci Abdülhamit tarafından
tamir ettirilmiştir.Bugün Orhangazi Camii nin iki tarafında bulunan minarelerde
ikinci Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır.Hüdavendigar Velayetinde söyle
bir dip not bulunmaktadır.
---Türbenin çok kıymetli olan ve altın yaldızla tezyin edilmiş olan tavanı
ikinci Abdülhamit in emriyle İstanbul a naklettirilmiştir.
Ancak bütün araştırmalara rağmen bu tavanın İstanbul da nereye konulduğu veya
nereye götürüldüğü konusunda bir kayıt bulunamamıştır.
Nesri ve diğer Osmanlı tarihlerinde Şeyh Edebali nin 120 yasında vefat ettiği
bildirilmektedir.Gençliği ve ihtiyarlığın da iki hatunla evlendiği Malhatun
un 1.hanımından olduğu yazılıdır.Nesri tarihinde 2.hanımıyla Çandarli Hayrettin
Pasa ile bacanak olduklarını ve bu bilgilerin Şeyhin oğlu Orhangazi nin veziri
olan Mehmet Pasa dan naklettiğini yazmaktadır. Seyh Edebali nin iki erkek
ve ikisi kız olmak üzere dört çocuğu vardır.Bunlar sırası ile Şeyh Mahmut
,Malhatun,Dursun Fakıhın zevcesi olan kızı (adi bilinmemektedir) ve Mehmet
Pasadır.İsmail Hakki Uzunçarşılı mevlid yazarı Süleyman Çelebi nin Şeyh Edebali
nin torunu olduğunu yazmaktadır.Emiri efendi seceresin de bu kayda rastlanmaktadır.Seyh
Edebali Süleyman Çelebi nin dedesidir.Silsile su Şekilde gelmektedir.Şeyh
Edebali oğlu Şeyh Mahmut – oğlu Ahmet Pasa – oğlu Süleyman Çelebi .Yılmaz
Öztuna da Şeyh Mahmut un mevlid sairi Süleyman Çelebi nin büyük babası olduğunu
beyan eder ki buda bu görüsü teyit etmektedir.
Şeyh Edebali ve kızı Osman Gazi nin zevcesi Malhatun ikisi de Osman Gazi den
önce vefat etmişlerdir.Osman Gazi her ikisinin de defin işlemlerinde hazır
bulunmuştur.Bazi rivayetlerde Şeyh Edebali nin cenaze namazını bizzat kendisi
kıldırmış ve Bilecik teki tekkesine defnedilmesini emretmiştir.
Seyh Edebali Türbesinin Şu Anki Durumu
Bir gün yolunuz Bilecik’e düşerse tarihi Bilecik in kurulduğu yerde iki
minareler ve harabeler arasında çift minareli Orhangazi Camii ve Bizans tekfurunun
kalesi arasında küçük bir tepenin üzerinde mütevazi bir yapı görürsünüz ki
bu yapı gönüllerin sultani ,Ahi Şeyhi Şeyh Edebali nin türbesidir.Bu türbeye
tas merdivenlerle çıkılır.Türbenin kapısından girişte önce bir salona girilir.Bu
salonun kıble cihetinde mescit vardır.Mescidin sağında kubbeli bir oda vardır
ki ,Şeyh Edebali bu odada meftundur.Bu odada ayrıca Dursun Fakih,Molla Karahisar
i ,Seyh Muhlis ve Edebali nin diğer yakınları medfundurlar.Içerde on bir tane
kabir bulunmaktadır.Mescidin doğu cihedin de ayrıca sohbet hane ve misafirhane
olarak kullanılan büyükçe bir oda vardır.Türbenin avlusundan doğu cihetindeki
tas merdivenlerden aşağı indiğimizde küçük bir türbe vardır ki burada Şeyh
Edebali nin zevcesi ile kızı Malhatun medfundur.Ruhlari şad olsun.
Şeyh Edebali nin yazılı bir eseri veya kadılık yapığı yıllarda verdiği fetvalara
ait bir kayıt mevcut değildir.Şeyhin en büyük eseri kurulusundaki temel fikirleriyle
Osmanlı İmparatorluğudur.
Sayfa Sayaci
Bu Yazı 786 Kez Okundu
|